ulaştırmak

نَحْنُ نَعْمَلُ عَلَى تَوْصِيلِ الشَّحْنَةِ إِلَى الْعَمِيلِ فِي أَقْرَبِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.

Kargoyu en kısa sürede müşteriye ulaştırmak için çalışıyoruz.

مِنَ الْمُهِمِّ جِدًّا نَقْلُ مَوَادِّ الْإِغَاثَةِ إِلَى الْمُحْتَاجِينَ.

Yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak çok önemli.

إِيصَالُ الرِّسَالَةِ إِلَى الْعُنْوَانِ الصَّحِيحِ هُوَ مُهِمَّتِي.

Mektubu doğru adrese ulaştırmak benim görevim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler