umutlandırmak

أَعْطَى الطَّبِيبُ أَمَلاً لِعَائِلَةِ الْمَرِيضِ بِقَوْلِهِ إِنَّ حَالَتَهُ سَتَتَحَسَّنُ.

Doktor, hastanın durumunun iyiye gideceğini söyleyerek ailesini umutlandırdı.

زَرَعَ طَالِبٌ نَاجِحٌ الْأَمَلَ فِي نُفُوسِ الطُّلَّابِ الْآخَرِينَ.

Başarılı bir öğrenci, diğer öğrencileri umutlandırdı.