صَلَحَ الْوَلَدُ بَعْدَ أَنْ كَبِرَ.
Çocuk büyüdükten sonra uslandı.
صَلَحَ الْوَلَدُ بَعْدَ أَنْ كَبِرَ.
Çocuk büyüdükten sonra uslandı.
آمُلُ أَنْ تَتَهَذَّبَ يَوْمًا مَا.
Umarım bir gün uslanırsın.
كَانَ شَقِيًّا جِدًّا فِي شَبَابِهِ وَلَكِنَّهُ اسْتَقَامَ الْآنَ.
Gençliğinde çok yaramazdı ama şimdi uslandı.
اِرْعَوَى