بَرَعَ أَخِي فِي الرَّسْمِ بَعْدَ سَنَوَاتٍ مِنَ التَّدْرِيبِ.
Kardeşim yıllarca süren antrenmandan sonra resimde ustalaştı.
بَرَعَ أَخِي فِي الرَّسْمِ بَعْدَ سَنَوَاتٍ مِنَ التَّدْرِيبِ.
Kardeşim yıllarca süren antrenmandan sonra resimde ustalaştı.
سَوْفَ تَحْتَرِفُ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ.
Zamanla ustalaşacaksın.
يَجِبُ أَنْ تَتَخَصَّصَ فِي هَذَا الْمَجَالِ.
Bu alanda ustalaşmalısın.
تَمَرَّسَ، تَمَهَّرَ