utanmak

اِسْتَحَى كَثِيراً عِنْدَمَا انْكَشَفَ كَذِبُهُ.

Söylediği yalan ortaya çıkınca çok utandı.

خَجِلَ كَثِيراً بِسَبَبِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ وَاعْتَذَرَ.

Yaptığı hatadan dolayı çok utandı ve özür diledi.

أَشْعُرُ بِالْحَرَجِ الشَّدِيدِ عِنْدَمَا أَتَحَدَّثُ أَمَامَ حَشْدٍ كَبِيرٍ.

Kalabalık önünde konuşurken çok utanıyorum.

İlişkili Kelimeler