لَا تُحَاوِلْ أَنْ تُخْزِيَ صَدِيقَكَ أَمَامَ الْآخَرِينَ، فَهَذَا لَيْسَ جَيِّدًا.
Arkadaşını başkalarının önünde utandırmaya çalışma, bu iyi değil.
لَا تُحَاوِلْ أَنْ تُخْزِيَ صَدِيقَكَ أَمَامَ الْآخَرِينَ، فَهَذَا لَيْسَ جَيِّدًا.
Arkadaşını başkalarının önünde utandırmaya çalışma, bu iyi değil.
لَمْ أُرِدْ أَنْ أُحْرِجَهُ أَمَامَ الْجُمْهُورِ.
Onu kalabalığın içinde utandırmak istemedim.
لَقَدْ خَجَّلَنِي كَثِيرًا بِكَلِمَاتِهِ.
Söylediği sözlerle beni çok utandırdı.
خَزَى