utmak

غَلَبَ فَرِيقُنَا الْفَرِيقَ الْآخَرَ فِي الْمُبَارَاةِ.

Takımımız maçta diğer takımı yendi.

وَضَعَ الْقَائِدُ خُطَّةً اسْتِرَاتِيجِيَّةً لِقَهْرِ أَعْدَائِهِ.

Komutan, düşmanlarını utmak için stratejik bir plan yaptı.