تَأْتِي أُمِّي إِلَى الْغُرْفَةِ كُلَّ صَبَاحٍ لِإِيقَاظِي مُبَكِّراً.
Annem her sabah beni erkenden uyandırmak için odaya gelir.
تَأْتِي أُمِّي إِلَى الْغُرْفَةِ كُلَّ صَبَاحٍ لِإِيقَاظِي مُبَكِّراً.
Annem her sabah beni erkenden uyandırmak için odaya gelir.
تَمَّ ضَبْطُ الْمُنَبِّهِ لِتَنْبِيهِ الْجَمِيعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Alarm, herkesi zamanında uyandırmak için kuruldu.
كَافَحَ الرَّجُلُ لِإِشْعَالِ النَّارِ الَّتِي كَانَتْ عَلَى وَشْكِ الِانْطِفَاءِ مَرَّةً أُخْرَى.
Adam, sönmek üzere olan ateşi yeniden uyandırmak için uğraştı.
أَثَارَ، أَنْهَضَ، أَوْقَظَ، اِسْتَثَارَ