أَدَّى الْخِلَافُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ إِلَى حَرْبٍ.
İki ülke arasındaki uyuşmazlık, savaşla sonuçlandı.
أَدَّى الْخِلَافُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ إِلَى حَرْبٍ.
İki ülke arasındaki uyuşmazlık, savaşla sonuçlandı.
النِّزَاعَاتُ دَاخِلَ الْأُسْرَةِ تُزْعِجُ الْجَمِيعَ.
Aile içinde yaşanan uyuşmazlıklar, herkesi üzüyor.
تَسَبَّبَ عَدَمُ التَّوَافُقِ بَيْنَ الْأَنْظِمَةِ فِي فُقْدَانِ الْبَيَانَاتِ.
Sistemler arasındaki uyuşmazlık, veri kaybına neden oldu.
اِخْتِلَاف، تَضَارُب، تَنَافٍ