لِكَيْ أَجْعَلَ الطِّفْلَ يَنَامُ، غَنَّيْتُ لَهُ تَهْوِيدَةً وَدَلَّكْتُ ظَهْرَهُ.
Bebeği uyutmak için ona ninni söyledim ve sırtını okşadım.
لِكَيْ أَجْعَلَ الطِّفْلَ يَنَامُ، غَنَّيْتُ لَهُ تَهْوِيدَةً وَدَلَّكْتُ ظَهْرَهُ.
Bebeği uyutmak için ona ninni söyledim ve sırtını okşadım.
حَاوَلْتُ تَغْيِيرَ الْمَوْضُوعِ لِتَهْدِئَةِ النِّقَاشِ.
Tartışmayı uyutmak için konuyu değiştirmeye çalıştım.
إِنَّهُمْ يُحَاوِلُونَ خِدَاعَ النَّاسِ بِوُعُودٍ سِيَاسِيَّةٍ.
Siyasi vaatlerle halkı uyutmaya çalışıyorlar.
أَرْقَدَ