أُحَاوِلُ أَنْ أَبْتَعِدَ عَنِ الْجِدَالَاتِ.
Tartışmalardan uzak durmaya çalışıyorum.
أُحَاوِلُ أَنْ أَبْتَعِدَ عَنِ الْجِدَالَاتِ.
Tartışmalardan uzak durmaya çalışıyorum.
يَجِبُ عَلَيْكَ تَجَنُّبُ الْعَادَاتِ السَّيِّئَةِ.
Kötü alışkanlıklardan uzak durmalısın.
يُفَضِّلُ أَنْ يَنْأَى بِنَفْسِهِ عَنِ السِّيَاسَةِ.
Politikadan uzak durmayı tercih ediyor.
تَفَادَى، تَجَافَى