رَأَيْتُ حِمَارًا طَوِيلَ الْأُذُنَيْنِ فِي الْمَزْرَعَةِ، كَانَ لَطِيفًا جِدًّا.
Çiftlikte uzun kulaklı bir eşek gördüm, çok sevimliydi.
رَأَيْتُ حِمَارًا طَوِيلَ الْأُذُنَيْنِ فِي الْمَزْرَعَةِ، كَانَ لَطِيفًا جِدًّا.
Çiftlikte uzun kulaklı bir eşek gördüm, çok sevimliydi.
قَفَزَ أَرْنَبٌ ذُو أُذُنَيْنِ طَوِيلَتَيْنِ بَعِيدًا فِي الْغَابَةِ.
Ormanda uzun kulaklı bir tavşan zıplayarak uzaklaştı.