تَجَسَّدَتْ أَحْلَامُ الْكَاتِبِ فِي رِوَايَتِهِ وَنَالَتْ إِعْجَابَ الْقُرَّاءِ.
Yazarın hayalleri romanında vücut buldu ve okuyucular tarafından çok beğenildi.
تَجَسَّدَتْ أَحْلَامُ الْكَاتِبِ فِي رِوَايَتِهِ وَنَالَتْ إِعْجَابَ الْقُرَّاءِ.
Yazarın hayalleri romanında vücut buldu ve okuyucular tarafından çok beğenildi.
بَدَأَتِ الْأَفْكَارُ الْجَدِيدَةُ تَتَشَكَّلُ فِي الْمَشْرُوعِ بَعْدَ مُنَاقَشَتِهَا فِي الِاجْتِمَاعِ.
Yeni fikirler toplantıda tartışıldıktan sonra projede vücut bulmaya başladı.
تَحَقَّقَتِ الْأَعْمَالُ الَّتِي اسْتَمَرَّتْ لِسَنَوَاتٍ وَفِي النِّهَايَةِ حَقَّقَتِ الشَّرِكَةُ نَجَاحًا كَبِيرًا.
Yıllardır süren çalışmalar sonunda vücut buldu ve şirket büyük bir başarı elde etti.