vahşiyane

عَاقَبَ الدِّكْتَاتُورُ مُعَارِضِيهِ بِوَحْشِيَّةٍ، وَحَكَمَ الْبِلَادَ بِالْخَوْفِ.

Diktatör, muhaliflerini vahşiyane bir şekilde cezalandırarak, ülkeyi korku içinde yönetti.

خِلَالَ الْحَرْبِ، شُنَّتْ هَجَمَاتٌ هَمَجِيَّةٌ عَلَى الْمَدَنِيِّينَ وَفَقَدَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ حَيَاتَهُمْ.

Savaş sırasında sivillere vahşiyane saldırılar düzenlendi ve birçok insan hayatını kaybetti.

فَرَّقَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ بِقَسْوَةٍ، مِمَّا أَدَّى إِلَى إِصَابَةٍ وَاعْتِقَالِ الْعَدِيدِ مِنَ الْأَشْخَاصِ.

Polis, protestocuları vahşiyane bir şekilde dağıtarak, birçok kişiyi yaraladı ve tutukladı.

İlişkili Kelimeler