كَانَتْ هُنَاكَ شَجَرَةٌ وَحِيدَةٌ فِي هَذِهِ الْجَزِيرَةِ، وَكَانَ الْجَمِيعُ يَزُورُونَهَا.
Bu adada vahit bir ağaç vardı ve herkes onu ziyaret ederdi.
كَانَتْ هُنَاكَ شَجَرَةٌ وَحِيدَةٌ فِي هَذِهِ الْجَزِيرَةِ، وَكَانَ الْجَمِيعُ يَزُورُونَهَا.
Bu adada vahit bir ağaç vardı ve herkes onu ziyaret ederdi.
فِي الرِّيَاضِيَّاتِ، الْفَرْدُ يُعَبِّرُ عَنِ الرَّقْمِ وَاحِدٍ وَهُوَ مُهِمٌّ.
Matematikte vahit, bir sayısını ifade eder ve önemlidir.
هَذَا الْمُحَرِّكُ لَا يَسْتَهْلِكُ الْكَثِيرَ مِنَ الْوَقُودِ لِأَنَّهُ أُحَادِيُّ الْأُسْطُوَانَةِ.
Bu motor, vahit silindirli olduğu için çok yakıt tüketmiyor.