vakitsiz

أَخَّرَ الثَّلْجُ الَّذِي تَسَاقَطَ فِي غَيْرِ أَوَانِهِ قُدُومَ الرَّبِيعِ.

Vakitsiz yağan kar, baharın gelişini geciktirdi.

الْهَاتِفُ الَّذِي جَاءَ فِي وَقْتٍ غَيْرِ مُنَاسِبٍ، شَتَّتَ انْتِبَاهِي فِي مُنْتَصَفِ الِاجْتِمَاعِ.

Vakitsiz gelen telefon, toplantının ortasında dikkatimi dağıttı.

الزُّهُورُ الَّتِي تَتَفَتَّحُ قَبْلَ الْأَوَانِ قَدْ تَتَضَرَّرُ مِنَ الْبَرْدِ.

Vakitsiz açan çiçekler, soğuktan zarar görebilir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler