لَمْ يَكُنْ لَدَيَّ وَقْتٌ عَلَى الإِطْلَاقِ لِلْقِيَامِ بِهَذَا العَمَلِ.
Bu işi yapmak için hiç vaktim olmadı.
لَمْ يَكُنْ لَدَيَّ وَقْتٌ عَلَى الإِطْلَاقِ لِلْقِيَامِ بِهَذَا العَمَلِ.
Bu işi yapmak için hiç vaktim olmadı.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ جَدْوَلِهِ الْمُزْدَحِمِ، وَجَدَ وَقْتًا لِقَضَائِهِ مَعَ عَائِلَتِهِ.
Yoğun programına rağmen ailesiyle vakit geçirmek için vakti oldu.
أُتِيحَ لَهُ الوَقْتُ الكَافِي لِلِاسْتِعْدَادِ لِلِامْتِحَانِ.
Sınava hazırlanmak için yeterince vakti oldu.