ذَهَّبَ الْفَنَّانُ التِّمْثَالَ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.
Sanatçı, heykeli altın varaklarla varakladı.
ذَهَّبَ الْفَنَّانُ التِّمْثَالَ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.
Sanatçı, heykeli altın varaklarla varakladı.
طَلَى الْحِرَفِيُّ الْإِطَارَ الْخَشَبِيَّ بِطَبَقَةٍ رَقِيقَةٍ مِنَ الذَّهَبِ.
Zanaatkar, ahşap çerçeveyi ince bir altın tabakasıyla varakladı.
زَيَّنَ الْحِرَفِيُّ الصُّنْدُوقَ بِعِنَايَةٍ بِالْوَرَقِ الذَّهَبِيِّ.
Usta, sandığı özenle varakladı.