vardırmak

عَمِلَ سَاعِي الْبَرِيدِ بِجِدٍّ لِإِيصَالِ الرِّسَالَةِ إِلَى وِجْهَتِهَا فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.

Mektubu zamanında yerine vardırmak için postacı çok çalıştı.

تَقَعُ عَلَى عَاتِقِنَا مَسْؤُولِيَّةُ تَوْصِيلِ الشَّحْنَةِ إِلَى الْمُسْتَلِمِ بِأَمَانٍ.

Kargoyu alıcıya güvenli bir şekilde vardırmak bizim sorumluluğumuzdur.

اِسْتَأْجَرْنَا شَرِكَةَ نَقْلٍ لِنَقْلِ الْأَغْرَاضِ إِلَى الْمَنْزِلِ الْجَدِيدِ.

Eşyaları yeni eve vardırmak için bir nakliye şirketi tuttuk.

İlişkili Kelimeler