vatansız

بِسَبَبِ الْحَرْبِ، أَصْبَحَ الْعَدِيدُ مِنَ النَّاسِ عَدِيمِي الْجِنْسِيَّةِ وَتَحَوَّلُوا إِلَى لَاجِئِينَ.

Savaş nedeniyle birçok insan vatansız kaldı ve mülteci durumuna düştü.

أَنْ تَكُونَ بِلَا وَطَنٍ يُمْكِنُ أَنْ يُؤَثِّرَ بِعُمْقٍ عَلَى هَوِيَّةِ الشَّخْصِ وَإِحْسَاسِهِ بِالِانْتِمَاءِ.

Vatansız olmak, bir insanın kimlik ve aidiyet duygusunu derinden etkileyebilir.

يَهْدِفُ الْقَانُونُ الدَّوْلِيُّ إِلَى مَنْحِ حُقُوقٍ مُعَيَّنَةٍ لِلْأَشْخَاصِ غَيْرِ الْحَامِلِينَ لِلْجِنْسِيَّةِ.

Uluslararası hukuk, vatansız insanlara belirli haklar tanımayı amaçlamaktadır.

İlişkili Kelimeler