أَوْقَفَ سَائِقُ التُّرَامِ التُّرَامَ فِي الْمَحَطَّةِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Vatman, sabahın erken saatlerinde tramvayı durağa yanaştırdı.
أَوْقَفَ سَائِقُ التُّرَامِ التُّرَامَ فِي الْمَحَطَّةِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Vatman, sabahın erken saatlerinde tramvayı durağa yanaştırdı.
قَادَ قَائِدُ التُّرَامِ الْمُخَضْرَمُ التُّرَامَ بِأَمَانٍ فِي الشَّوَارِعِ الْمُزْدَحِمَةِ.
Tecrübeli vatman, kalabalık caddelerde tramvayı güvenle sürdü.
كَانَ مُشَغِّلُ التُّرَامِ يَقُودُ التُّرَامَ بِعِنَايَةٍ لِضَمَانِ سَلَامَةِ الرُّكَّابِ.
Vatman, yolcuların güvenliği için dikkatli bir şekilde tramvayı kullanıyordu.