إِثْم — آثَام
إِثْمُ هَذَا القَرَارِ يَقَعُ عَلَى عَاتِقِ أُولَئِكَ الَّذِينَ اتَّخَذُوهُ.
Bu kararın vebali, onu verenlerin omuzlarındadır.
إِثْمُ هَذَا القَرَارِ يَقَعُ عَلَى عَاتِقِ أُولَئِكَ الَّذِينَ اتَّخَذُوهُ.
Bu kararın vebali, onu verenlerin omuzlarındadır.
كَانَ يَعْلَمُ أَنَّهُ سَيَحْمِلُ وِزْرَ الكَذِبِ طِوَالَ حَيَاتِهِ.
Yalan söylemenin vebalini ömür boyu taşıyacağını biliyordu.