وَدَّعْنَا صَدِيقَنَا فِي الْجَيْشِ بِحَفْلِ وَدَاعٍ حَزِينٍ.
Hüzünlü bir veda töreniyle arkadaşımızı askere uğurladık.
وَدَّعْنَا صَدِيقَنَا فِي الْجَيْشِ بِحَفْلِ وَدَاعٍ حَزِينٍ.
Hüzünlü bir veda töreniyle arkadaşımızı askere uğurladık.
كَانَ تَوْدِيعُ عَائِلَتِي فِي الْمَطَارِ مُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ.
Havalimanında ailemle vedalaşmak çok duygusaldı.
فِرَاق، وَدَاعِيّ