رَفَضَ الرَّئِيسُ الْقَانُونَ الَّذِي أَصْدَرَهُ الْمَجْلِسُ.
Başkan, meclisin çıkardığı yasayı veto etti.
رَفَضَ الرَّئِيسُ الْقَانُونَ الَّذِي أَصْدَرَهُ الْمَجْلِسُ.
Başkan, meclisin çıkardığı yasayı veto etti.
اعْتَرَضَتْ دَوْلَةٌ عَلَى الْقَرَارِ فِي مَجْلِسِ الْأَمْنِ التَّابِعِ لِلْأُمَمِ الْمُتَّحِدَةِ.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bir ülke kararı veto etti.
نَقَضَ الْمُحَافِظُ قَرَارَ الْمَجْلِسِ الْبَلَدِيِّ.
Vali, belediye meclisinin kararını veto etti.