vokalist

كَانَ الْمُغَنِّي مُتَحَمِّسًا جِدًّا وَهُوَ يُغَنِّي أُغْنِيَتَهُ عَلَى الْمَسْرَحِ.

Vokalist sahnede şarkısını söylerken çok heyecanlıydı.

كَانَ الْمُؤَدِّي الصَّوْتِيُّ فِي الْفِرْقَةِ مُوسِيقِيًّا مَوْهُوبًا لِلْغَايَةِ.

Gruptaki vokalist çok yetenekli bir müzisyendi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler