vurdurtmak

جَعَلَ الرَّجُلُ حُرَّاسَهُ يَضْرِبُونَ اللِّصَّ.

Adam, korumalarına hırsızı vurdurttu.

يَجِبُ عَلَى الْمُعَلِّمِ أَلَّا يُحَرِّضَ الطُّلَّابَ عَلَى ضَرْبِ بَعْضِهِمُ الْبَعْضِ أَبَدًا.

Öğretmen, öğrencileri asla birbirlerine vurdurtmamalıdır.