vuruşmak

اضْطُرَّ الْجُنُودُ إِلَى الِاشْتِبَاكِ مَعَ الْعَدُوِّ بِشِدَّةٍ.

Askerler, düşmanla şiddetle vuruşmak zorunda kaldılar.

تَقَاتَلَ الوَلَدَانِ فِي الشَّارِعِ.

İki çocuk sokakta vuruştu.

كَانَ الْمُصَارِعُونَ يَتَصَارَعُونَ حَتَّى الْمَوْتِ فِي الْحَلْبَةِ.

Gladyatörler arenada ölümüne vuruşuyorlardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler