yük

حِمْل — أَحْمَال

كَانَ الحِمْلُ عَلَى ظَهْرِ الْحِمَارِ ثَقِيلًا جِدًّا.

Eşek sırtındaki yük çok ağırdı.

عِبْء — أَعْبَاء

هَذِهِ الْمُهِمَّةُ عِبْءٌ كَبِيرٌ بِالنِّسْبَةِ لِي.

Bu görev benim için büyük bir yük.

شِحْنَة — شُحَن

بَدَأَ تَفْرِيغُ الشُّحْنَةِ عَلَى مَتْنِ السَّفِينَةِ.

Gemideki yük boşaltılmaya başlandı.

Ayrıca: حُمُولَة، وِزْر

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler