yüksek

يَقِفُ الْقَصْرُ عَلَى جَبَلٍ شَاهِقٍ.

Saray çok yüksek bir dağın üzerinde duruyor.

الْمَبْنَى الْمُرْتَفِعُ قَرِيبٌ مِنَ الْمَحَطَّةِ.

Yüksek bina istasyonun yakınında.

يَشْغَلُ أَخِي مَنْصِبًا رَفِيعًا فِي الشَّرِكَةِ.

Kardeşim şirkette yüksek bir mevkide çalışıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler