yükselmek

ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ فِي السَّمَاءِ عِنْدَ الْفَجْرِ وَأَضَاءَتْ كُلَّ مَكَانٍ.

Güneş doğarken gökyüzünde yükseldi ve her yeri aydınlattı.

صَعِدَتِ الطَّائِرَةُ بِسُرْعَةٍ مِنَ الْمَدْرَجِ.

Uçak pistten havalanarak hızla yükseldi.

تَرَقَّى إِلَى مَنْصِبِ الْمُدِيرِ فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ بِفَضْلِ اجْتِهَادِهِ.

Çalışkanlığı sayesinde kısa sürede müdürlüğe yükseldi.

Eşdizimler