yüreklendirmek

أَلْقَى الْمُدَرِّبُ خِطَابًا تَحْفِيزِيًّا لِتَشْجِيعِ اللَّاعِبِينَ قَبْلَ الْمُبَارَاةِ.

Antrenör, oyuncuları maçtan önce yüreklendirmek için motive edici bir konuşma yaptı.

رَوَى الْمُعَلِّمُ قِصَصًا مُلْهِمَةً لِتَحْفِيزِ الطُّلَّابِ عَلَى الْعَمَلِ بِجِدِّيَّةٍ أَكْبَرَ.

Öğretmen, öğrencilerini daha çok çalışmaya yüreklendirmek için onlara ilham verici hikayeler anlattı.

İlişkili Kelimeler