yüz karası

كَانَتْ سَرِقَةُ ابْنِهِ عَارًا كَبِيرًا عَلَى الْعَائِلَةِ.

Oğlunun yaptığı hırsızlık, aile için büyük bir yüz karası oldu.

يُعْتَبَرُ هَذَا السُّلُوكُ خِزْيًا كَبِيرًا فِي الْمُجْتَمَعِ.

Bu davranış, toplum içinde büyük bir yüz karası olarak kabul edilir.

وَصْمَةُ عَارٍ — وصمات عار

إِنَّ تَلَقِّيَ الرِّشْوَةِ وَصْمَةُ عَارٍ لَا تُغْتَفَرُ لِمُوَظَّفٍ حُكُومِيٍّ.

Rüşvet almak, bir devlet memuru için affedilmez bir yüz karasıdır.

İlişkili Kelimeler