لَا أَجْرُؤُ عَلَى أَنْ أَطْلُبَ مِنْهُ الْمَالَ.
Ondan para istemeye yüzüm yok.
لَا أَجْرُؤُ عَلَى أَنْ أَطْلُبَ مِنْهُ الْمَالَ.
Ondan para istemeye yüzüm yok.
بَعْدَ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ، لَا يَسْتَطِيعُ مُوَاجَهَةَ أَحَدٍ.
Yaptığı hatadan sonra kimsenin yüzüne bakmaya yüzü yok.
أَشْعُرُ بِالْخَجَلِ مِنْ أَنْ أَفْعَلَ شَيْئًا كَهَذَا.
Böyle bir şey yapmaya yüzüm yok.