خَاتَم — خَوَاتِم
أَهْدَى حَبِيبَتَهُ خَاتَمًا مِنَ الْمَاسِ أَثْنَاءَ عَرْضِ الزَّوَاجِ.
Evlilik teklifi sırasında sevgilisine pırlanta bir yüzük hediye etti.
أَهْدَى حَبِيبَتَهُ خَاتَمًا مِنَ الْمَاسِ أَثْنَاءَ عَرْضِ الزَّوَاجِ.
Evlilik teklifi sırasında sevgilisine pırlanta bir yüzük hediye etti.
فِي حَفْلِ الْخُطُوبَةِ، ارْتَدَى الزَّوْجَانِ دِبْلَةً ذَهَبِيَّةً لِبَعْضِهِمَا الْبَعْضِ.
Nişan töreninde çiftler birbirlerine altın yüzük taktılar.