yüzmek

السِّبَاحَةُ فِي الْبَحْرِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ كُلَّ صَيْفٍ مُمْتِعَةٌ لِلْغَايَةِ.

Her yaz denizde uzun süre yüzmek çok keyifli oluyor.

فِي الْقَرْيَةِ يَسْلُخُ الْجَزَّارُ جِلْدَ الْخَرُوفِ بِسِكِّينٍ حَادَّةٍ قَبْلَ عِيدِ الْأَضْحَى.

Köyde kasap, Kurban Bayramı'ndan önce koyunun derisini keskin bir bıçakla yüzüyor.

كَانَتِ الْبَطُّ تَسْبَحُ بِهُدُوءٍ فِي الْبِرْكَةِ.

Ördekler gölette sakin bir şekilde yüzüyorlardı.

Ayrıca: طَفَا