yüzlemek

وَبَّخَ الْأَبُ ابْنَهُ لِأَنَّهُ تَأَخَّرَ.

Baba geciktiği için oğlunu azarladı.

أَنَّبَ الأَبُ ابْنَهُ لِفَشَلِهِ فِي الامْتِحَانِ.

Babası, sınavda başarısız olduğu için oğlunu yüzledi.

غَطَّتْ أُمِّي الْوَسَائِدَ بِأَقْمِشَةٍ جَدِيدَةٍ.

Annem, yastıkları yeni kumaşlarla yüzledi.

İlişkili Kelimeler