yıkmak

اسْتَخْدَمُوا الدِّينَامِيتَ لِهَدْمِ الْمَبْنَى الْقَدِيمِ، وَامْتَلَأَ الْمَكَانُ بِالْغُبَارِ وَالدُّخَانِ.

Eski binayı yıkmak için dinamit kullandılar, etraf toz duman oldu.

دَمَّرَتِ الْحَرْبُ الْعَدِيدَ مِنَ الْمُدُنِ، وَأَصْبَحَ النَّاسُ بِلَا مَأْوًى.

Savaş, birçok şehri yıkıp geçti, insanlar evsiz kaldı.

قَرَّرَتِ الْحُكُومَةُ إِزَالَةَ الْمَبَانِي الْمُخَالِفَةِ، وَالْجَمِيعُ فِي حَالَةِ صَدْمَةٍ.

Hükümet, kaçak yapıları yıkmaya karar verdi, herkes şaşkın.

Ayrıca: حَطَّمَ

Eşdizimler