كَانَتْ هُنَاكَ وَمَضَاتٌ نَجْمِيَّةٌ فِي السَّمَاءِ.
Gökyüzünde yıldızsı parıltılar vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ وَمَضَاتٌ نَجْمِيَّةٌ فِي السَّمَاءِ.
Gökyüzünde yıldızsı parıltılar vardı.
كَانَ عَلَى فُسْتَانِهَا نُقُوشٌ شَبِيهَةٌ بِالنَّجْمِ.
Elbisesinde yıldızsı desenler vardı.
كَانَتْ عَيْنَاهَا تَتَأَلَّقَانِ كَالنَّجْمِ.
Gözleri yıldızsı bir şekilde parlıyordu.