yıpramak

بَلِيَ حِذَائِي الْقَدِيمُ مِنْ كَثْرَةِ الْمَشْيِ.

Eski ayakkabım çok yürümekten yıprandı.

يَتَسَبَّبُ مَاءُ الْبَحْرِ فِي تَآكُلِ الْمَعَادِنِ.

Deniz suyu metali yıpratır.

Ayrıca: اِهْتَرَى

İlişkili Kelimeler