yıpratılmak

يُسْتَنْزَفُ الْمُعَلِّمُ بِسَبَبِ كَثْرَةِ الْعَمَلِ.

Öğretmen çok iş yüzünden yıpratılıyor.

يَتْلَفُ الْقُمَاشُ بِسُرْعَةٍ أَكْبَرَ عِنْدَمَا يَتَعَرَّضُ لِأَشِعَّةِ الشَّمْسِ.

Kumaş, güneş ışığına maruz kaldığında daha çabuk yıpratılır.

تُبْلَى الْأَحْذِيَةُ بِسُرْعَةٍ عِنْدَمَا نَمْشِي كَثِيرًا.

Çok yürüdüğümüzde ayakkabılar çabuk yıpratılır.

İlişkili Kelimeler