yıpratmak

لَقَدْ أَضْعَفَهُ المَرَضُ الطَّوِيلُ كَثِيرًا.

Uzun süren hastalık onu çok yıprattı.

هَذَا العَمَلُ الشَّاقُّ أَتْعَبَنِي كَثِيرًا.

Bu zorlu iş beni çok yıprattı.

أَنْهَكَنِي الْعَمَلُ الطَّوِيلُ الْيَوْمَ.

Bugün uzun çalışma beni yıprattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler