yırtıcı

الْأُسُودُ هِيَ حَيَوَانَاتٌ مُفْتَرِسَةٌ تَعِيشُ فِي الْغَابَةِ.

Aslanlar, ormanda yaşayan yırtıcı hayvanlardır.

الذِّئَابُ هِيَ حَيَوَانَاتٌ ضَارِيَةٌ تُهَاجِمُ الأَغْنَامَ.

Kurtlar, koyunlara saldıran yırtıcı hayvanlardır.

نَظَرَ حَوْلَهُ بِنَظْرَةٍ حَادَّةٍ.

Yırtıcı bir bakışla etrafına baktı.

Eşdizimler