yırtık

حَاوَلَ أَنْ يَخِيطَ بِنْطَالَهُ الْمُمَزَّقَ لَكِنَّهُ لَمْ يَنْجَحْ.

Yırtık pantolonunu dikmeye çalıştı ama başaramadı.

اضْطُرَّ إِلَى الْمَشْيِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ بِحِذَائِهِ الْمُهْتَرِئِ.

Yırtık ayakkabılarıyla uzun süre yürümek zorunda kaldı.