شَقّ — شُقُوق
الشَّقُّ فِي تَنُّورَتِهَا جَعَلَهَا تَتَحَرَّكُ بِحُرِّيَّةٍ أَكْبَرَ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ.
Eteğindeki yırtmaç yürürken daha rahat hareket etmesini sağlıyordu.
الشَّقُّ فِي تَنُّورَتِهَا جَعَلَهَا تَتَحَرَّكُ بِحُرِّيَّةٍ أَكْبَرَ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ.
Eteğindeki yırtmaç yürürken daha rahat hareket etmesini sağlıyordu.
كَانَ هُنَاكَ فَتْحَةٌ صَغِيرَةٌ عَلَى جَانِبِ الْفُسْتَانِ.
Elbisenin yan tarafında küçük bir yırtmaç vardı.