جَعَلَ الْقَائِدُ جُنُودَهُ يَنْهَبُونَ الْمَدِينَةَ.
Komutan, askerlerine şehri yağmalattı.
جَعَلَ الْقَائِدُ جُنُودَهُ يَنْهَبُونَ الْمَدِينَةَ.
Komutan, askerlerine şehri yağmalattı.
أَمَرَتِ الْحُكُومَةُ بِنَهْبِ مُمْتَلَكَاتِ الْمُتَمَرِّدِينَ.
Hükümet, isyancıların mallarını yağmalattı.