هٰذَا النَّبَاتُ نَوْعٌ غَرِيبٌ عَلَى هٰذِهِ الْمِنْطَقَةِ وَلَا يَنْتَمِي إِلَيْهَا.
Bu bitki, bu bölgeye yabancıl bir türdür ve buraya ait değildir.
هٰذَا النَّبَاتُ نَوْعٌ غَرِيبٌ عَلَى هٰذِهِ الْمِنْطَقَةِ وَلَا يَنْتَمِي إِلَيْهَا.
Bu bitki, bu bölgeye yabancıl bir türdür ve buraya ait değildir.
تُبَاعُ فِي هٰذَا السُّوقِ فَوَاكِهُ أَجْنَبِيَّةٌ، لَمْ أَرَهَا مِنْ قَبْلُ.
Bu pazarda yabancıl meyveler satılıyor, onları daha önce hiç görmedim.
هٰذَا التَّقْلِيدُ عَادَةٌ وَافِدَةٌ عَلَى هٰذَا الْمُجْتَمَعِ وَقَدْ لَا تَحْظَى بِالْقَبُولِ.
Bu gelenek, bu topluma yabancıl bir adettir ve kabul görmeyebilir.