تَضَرَّعَ الرَّجُلُ الْمَرِيضُ إِلَى اللهِ لِيُشْفَى.
Hasta adam iyileşmek için Tanrı'ya yakardı.
تَضَرَّعَ الرَّجُلُ الْمَرِيضُ إِلَى اللهِ لِيُشْفَى.
Hasta adam iyileşmek için Tanrı'ya yakardı.
ابْتَهَلَتِ الْأُمُّ لَيْلًا وَنَهَارًا مِنْ أَجْلِ صِحَّةِ طِفْلِهَا.
Anne, çocuğunun sağlığı için gece gündüz yakardı.
تَوَسَّلَ السَّجِينُ إِلَى الْقَاضِي لِيُعْفَى عَنْهُ.
Mahkum, affedilmek için yargıca yakardı.
تَوَسَّلَ إِلَيْهِ