yaldız

إِنَّ طِلَاءَ الْإِطَارَاتِ بِالذَّهَبِ يَمْنَحُهَا مَظْهَرًا أَكْثَرَ فَخَامَةً.

Çerçevelere yaldız yapmak, onlara daha gösterişli bir görünüm verir.

كَانَتْ تَفَاصِيلُ تَذْهِيبِ الْأَثَاثِ تَزِيدُ مِنْ أَنَاقَةِ الْغُرْفَةِ.

Mobilyaların yaldız detayları, odanın şıklığını artırıyordu.

يُحَاوِلُ بَعْضُ النَّاسِ إِخْفَاءَ الْقِيمَةِ الْحَقِيقِيَّةِ بِمَظْهَرٍ خَدَّاعٍ.

Bazı insanlar, yaldızla gerçek değeri gizlemeye çalışır.

İlişkili Kelimeler