تَأَرْجَحَتِ السَّفِينَةُ بِشِدَّةٍ فِي الْعَاصِفَةِ وَخَافَ الرُّكَّابُ.
Gemi, fırtınada şiddetli bir yalpa yaptı ve yolcular korktu.
تَأَرْجَحَتِ السَّفِينَةُ بِشِدَّةٍ فِي الْعَاصِفَةِ وَخَافَ الرُّكَّابُ.
Gemi, fırtınada şiddetli bir yalpa yaptı ve yolcular korktu.
كَانَ الرَّجُلُ السَّكْرَانُ يُحَاوِلُ الْمَشْيَ مُتَمَايِلاً.
Sarhoş adam, yalpa yaparak yürümeye çalışıyordu.
كَانَ هُنَاكَ مَيَلَانٌ مُسْتَمِرٌّ فِي الْقَارِبِ بِسَبَبِ الْأَمْوَاجِ الْعَالِيَةِ.
Yüksek dalgalar nedeniyle teknede sürekli bir yalpa vardı.