yamuk

كَانَتِ الصُّورَةُ مَائِلَةً عَلَى الْحَائِطِ.

Resim duvarda yamuk duruyordu.

كَانَتْ عَجَلَةُ السَّيَّارَةِ تَدُورُ بِشَكْلٍ مُنْحَرِفٍ.

Arabanın tekerleği yamuk dönüyordu.

Ayrıca: مُخْطِئ

İlişkili Kelimeler